İdris Mustafa Barzani, Kürdistan Demokrat Partisi'nin en önde gelen liderlerinden biri ve Başkan Mustafa Barzani'nin oğluydu. Eylül Devrimi'ne katıldıktan sonra, Başkan Mustafa Barzani'nin askeri ve sosyal işler yardımcısı olarak rolünü sergilediğinde, dostları bu yetenekli liderin ortaya çıkışından mutlu olurken, düşmanları da bundan rahatsız olmuşlardı. Ayrıca, Kürt halkının özgürlük hareketi, General Mustafa Barzani liderliğindeki Eylül Devrimi'nin ardından, Irak hükümetiyle barışı sağlamak için görüşmelere başladığında, İdris Barzani'nin bu görüşmelerdeki rolü inkar edilemezdi. Bu yüzden düşmanları, onu yok etmenin bir yolunu bulma düşüncesiyle hareket ettiler ve bunun için her yolu deneyerek birden fazla girişimde bulundular.
11 Mart Anlaşması'ndan sonra, Baas Partisi liderliği, Başkan Mustafa Barzani'den İdris'i Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapmasını istedi, ancak Barzani bunu kabul etmedi. Ayrıca İdris Barzani Amerika'yı ziyaret etti ve orada bu ülkenin üst düzey yetkilileriyle, örneğin CIA Başkanı Richard Helms ve ABD Dışişleri ve Savunma Bakan Yardımcılarıyla bir araya geldi. Bu ziyaret gizli olmasına rağmen, Irak istihbaratının bunu öğrenip öğrenmediği bilinmemektedir. Bu iki adım, İdris Barzani'nin sadece sosyal ve askeri açıdan bir rolü ve etkisi olmadığını, aynı zamanda siyasi açıdan da güvenilen bir isim ve destek noktası haline geldiğini kanıtlamaktadır.
Tüm bu ün ve etkili rol, Baas rejimini İdris Barzani yi yok etmeye ve ona suikast düzenlemeye itti. 1970 yılının Aralık ayının birinci günü, 1970 yılı 11 Mart anlaşmasının uygulanma yöntemini, özellikle de Peşmergelerin akıbetini ve Peşmergelerden sınır koruma gücünün (Sınır Muhafızları) oluşturulmasını takip etmek ve görüşmek için Eylül Devrimi Peşmergeleri arasından, İdris Barzani Bağdat'ı ziyaret etti ve dönemin Irak Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir ve o dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Saddam Hüseyin ile görüştü, ancak orada kendisine suikast girişiminde bulunuldu. Başkan Mesud Barzani, (Barzani ve Kürt Halkının Özgürlük Hareketi) adlı kitabında bu olayı şöyle kaydeder:
11 Mart anlaşmasının uygulanması, özellikle sınır muhafızları yapısı konusu amacıyla, Aralık 1 1970 tarihinde İdris Barzani, aralarında Hamid Berwarinin de bulunduğu bir grup Peşmerge lideriyle Bağdat'ı ziyaret etti ve Cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bazı yetkililerle görüştü. Bağdat'ta üç gün kalması planlanmıştı ancak bir mektup gönderdi ve mektupta Cumhurbaşkanı'nın birkaç gün daha kalmasını istediği yazılıydı. Ancak Haci Ömeran'da ziyaret etmemizin amacı olan amcamız Şeyh Babo, Barzan'a dönmek istiyordu ve İdris'in onunla birlikte Barzan'a gitmesi için onun dönmesini bekliyordu. Aralık 6 tarihinde amcama, İdris'in dönüşüyle ilgili kararını öğrenip öğrenemeyeceğini sordum? Eğer üç gün sonra dönerse onu bekleyeceğim, eğer daha fazla kalırsa ben tek başıma döneceğim. Telefonda İdris ile konuşmaya çalıştım ama telefon hattı zayıftı ve hiçbir şey anlamadım. Daha sonra Erbil Emniyet Müdürü Şeyh Rıza Gulani'yi aradım ve ona, İdris ile iletişime geçmeye çalış ve ona, amcamın Barzan'a dönmek için acelesi olduğunu, eğer önümüzdeki üç gün içinde dönerse onu bekleyeceğini, aksi takdirde amcamın tek başına Barzan'a döneceğini söyle dedim. Şeyh Rıza'nın sözümü, İdris'in dönüşünün çok gerekli olduğu ve hemen dönmesi gerektiği şeklinde anlaması kaderin bir cilvesiydi.
İdris, Irak Cumhurbaşkanı'nın kendisine hediye ettiği Mercedes arabasını, arabadaki bazı eksikliklerin giderilmesi için garaja göndermişti, bu yüzden arabanın tamirini beklemedi ve hiç kimsenin haberi olmadan taksiyle Erbil'e dönmüştü. Aynı günün akşamı Mercedes arabasını getirdiler ve ertesi gün Hamid Berwari ve onunla Bağdat'a gelip orada kalan Muhammed Aziz'in dönmeleri kararlaştırılmıştı. İdris'in Bağdat'tan ayrıldığı günün akşamı, Aralık 6 tarihinde, Hamid Berwari ve Muhammed Aziz, yemek daveti için Mercedes arabasıyla yola çıktılar. Görünüşe göre bazı işbirlikçiler (caşlar), Genel Güvenlik Müdürü Nazım Güzar ile iş birliği yaparak İdris'i ortadan kaldırmak için bir plan hazırlamışlardı. Ben şahsen bazı üst düzey Iraklı yetkililerin de bu planda parmağı olduğunu göz ardı etmiyorum. Planı uygulayan ekip, arabayı durdurmak için birkaç stratejik noktada pusu kurmuştu ve İdris'in arabanın içinde olduğunu düşünüyorlardı. Gece saat 10'de arabaya kurşun yağdırıldı ve Hamid Berwari nin İdris olduğunu düşündüler, çünkü ikisinin tipi birbirine biraz benziyordu. Hamid Berwari ağır yaralandı, daha sonra bu yara onun hastalığına dönüştü ve ondan dolayı acı çekti. Arabaya 50'dan fazla kurşun isabet etti, ancak Muhammed Aziz ve şoförünün başına hiçbir şey gelmedi, gerçekten de kurtuluşları bir mucizeydi. Hasan Kavani adındaki şoför, hızlı ve dikkatli bir sürücüydü, hemen hızlıca gaza basıp aracı pusu yerinin menzili dışına çıkardı. Bu şekilde İdris'in kaderi, suikast planından kurtulmak oldu, çünkü planı yapan kişi, İdris'in Cumhurbaşkanı'nın hediye ettiği o arabanın içinde olduğunu sanıyordu, oysa İdris kimsenin haberi olmadan ülkeye dönüş yolundaydı.
İdris Barzani'yi öldürmeye yönelik terör girişimi başarısız oldu ve sadece Hamid Berwari yaralandı. Irak hükümeti, her zamanki gibi olayla bir ilgisi olmadığını savundu ve devrim liderliğinden, suçluları bulup cezalandırmak için ellerinde ne bilgi varsa vermelerini istedi. Parti de Bağdat şubesi aracılığıyla elindeki tüm bilgileri Saddam Hüseyin'e verdi.
Saddam, Başkan Mustafa Barzani'ye el yazısıyla bir mektup göndererek, yapılanların 11 Mart Anlaşması'na karşı olduğunu ve bu anlaşmanın uygulanmasını istemeyen insanların olduğunu belirterek ona güvence verdi.
İdris Barzani'ye suikast girişiminde bulunan kişiler açığa çıkarıldı ve devrim mahkemesi aracılığıyla cezalandırıldılar, ancak suikast emrini verenler 1973 yılındaki Nazım Güzar darbesine kadar gizli kaldılar. O zaman Irak hükümeti, işi Nazım Güzar'ın yaptığını kabul etti.
Kaynak:1. Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Özgürlük Hareketi, üçüncü cilt, ikinci bölüm, Eylül Devrimi 1961- 1975, birinci baskı (Erbil- Peşmerge Bakanlığı Matbaası- 2004).


